15 Temmuz 2009 Çarşamba

Hayvanat bahçesi gezimiz

Umut Can artık büyüdü ve ona yetişip resmini çekmek oldukça zor olmaya başladı. Bursa'da ilk kez gittigimiz hayvanat bahçesinde sadece bir kaç kare resim çekebildim.

Çirkin Ördek yavrusu

Bir mısır dağ keçisine bir mısır kendi ağzına ;))

Ancak bu kadar duygusal olunur. Keçiler neden oradaymış dışarı çıkartacakmış. çıkartmıyoruz diye keçilere bakıp bakıp ağladı boncuk gözlüm !

12 Temmuz 2009 Pazar

En büyük Fark

Hastaneye gidişlerimizde doktorlarımızı ve hemşirelerimizi görmeye özen gösteriyoruz.
Neredeyse bir yıldan fazla zaman oldu Sevgi hemşireyi görmemiştik. Babamız Umut Can'ı Sevgi Hemşirenin yanına çıkardığında buyuk bir şaşkınlık yaşanmış. El kadar bebegin bu kadar büyüdüğüne inanamamış. Ben bile hâlâ diyorum sen ne zaman büyüdün.....:)))))))))))))))))



Çok Yoğunduk

Oyamazzzz........
Umut Can'ın bugünlerde diline doladığı kelime ortalığı dağıtıyor sonra oyamazz.
Evet olamaz ne kadar uzun zaman olmuş yine yazmayalı. neredeyse 3 ay. bu üç ay içerisinde neler oldu neler. Kış bitti havalar ısındı artık Umut Can'ı kontrollere götürme vakti geldi dedik ve bize Ankara yolu göründü. 6 mayıs Ankaradayız.Yeniden böbrek ultrasonu çekildi taş oluşmuşmu diye bakıldı. Çok şükür taş yok, yalnız sol böbrek diğer böbreğe göre 3 mm daha büyük ve yer yer erezyon olduğu anlaşıldı. İdrar kültürümüzde temiz çıktı. Oluşan erezyon için doktorumuz aklımızda keşke yaptırsaydık diyeceğimize ön tedbir olarak böbrek sintiğrafisi çektirelim deyince tamam deyip 26 mayıs için randevumuzu aldık. Bu arada buralara kadar gelmişiz göz muayenemizi yaptıralım dedik. İyiki yaptırmışız. Boncuk gözlümün geçirdiği lazerin yan etkisi ve genetik olarak (Bu benden geçmiş) astimatı çıktı, ve altı ay sonra tekrar kontrol edilmesi gerekecek. Bu durumlarda gözlerden biri tembelleşe biliyormuş, bununda önüne düzenli takip ile geçilecek

Bunca zamandır Ankara'ya gidip geliyoruz bir türlü Anıt Kabiri ziyaret etmemiştik. Fırsat bu fırsat Umut Can'da biraz büyüdü vakti geldi artık dedik ve bir güzel gezdik.




Beyefendi alttan içeri girecekmiş
Eve döndüğümüzde Umut Can duvarları boyamaya kaldığı yerden devam etti, ben temizliyorum arkamı döndüğüm an daha beter yaptı bende bıraktım artık, işini tamamen bitirsin bu sevdadan vazgeçsin o zaman temizleriz.

26 Mayıs ta sintigrafi için aç bir şekilde hastanedeydik.Önce damar yolu açıldı ve ilaç verildi. Tam 4 saat hiç bir şey yemeden ve içmeden dolaşmak çok zor oldu. Bu 4 saat içerisinde Seçil ve Arife ile buluştuk benim için büyük moral oldu.
Film çekilme saatine yakın Umut Paşa uyudu, tamam uyudu aneztesiye gerek kalmayacak derken uyandı. Bu benim için tekrar başa dönmek gibi birşeydi. sakinleştirmeye çalışmak ambulansa bindirme sözü bile işe yaramadı. Boncuk gözlümün gözlerinden sicim gibi yaşlar boşanırken bir yandanda ambulans demesi ve işte en kötüsü gözlerinde yaşlarla ve gözleri açık bir şekilde kendinden geçmesi, o anda biri sanki boğazımı sıktı ne yapacağımı bilemedim. Tek düşündüğüm insanın evladının kollarının arasından kayıp gitmesinin korkunç bişeyolması. İnsanın o anda çıldırmaması anormal olur. Kendimi dışarı zor attım. film çekiminden sonra paşam yarım saat sonra kendine geldi. Gözlerindeki yaşlar kaldığı yerden devam.



Açlıktan bitap düştü kuzum.

Çok şükür sintigrafi sonucu böbreklerin işlevinin iyi oldugunu korkulacak birşey olmadığını ögrendik.
16 Haziranda bu sefer Arda'nın göz muayenesi ve atopik egzemasının tedavisi için gittigimizde bir ay oldu Umut Can'a bir idrar kültürü yaptıralım dedik ve kendimiz kaşındık. İdrar kültürümüz temiz çıktı. Her zaman ki doktorumuz izinde olduğu için başka bir doktor kontrol etti. O da bazı Umut Can'ın dosyasını hocasına gösterdiğindi bu güne kadar çok sık enfeksiyon geçirdiği ve hiç voiding yapılmadığı için geriye kaçma olup olmadığına bakmak için voiding (Sondalı film)yapılmasını istedi.Bazen düşünüyorum bu çocuğun canını ben kendi ellerimle acıtıyorum. Bende Umut Can'ın tamamen sağlıklı olması istemek bir takıntı haline geldi, hastanede böbrek nakli yapılmış ve böbreklerinde ileri derecede rahatsız olan ve tedaviye gelen çocukları görmek beni bu hale getirdi. İleride boncuk gözlüm daha büyük sıkıntılarla karşılaşmasın diye erken teşhis yaptırmak istiyorum. (Bütün bu yazdıklarımı büyüdüğünde okuyunca kızıp beni kobay yapmışsın diyecek yada hak verecek). Onun içinde randevu aldık ve döndük. Dönüş yolumuzda artık parkı olan piknik alanında durmadan dönemiyoruz. Her gördügümüz yeşil alan "paka paka" Bu park oluyor,durana kadar susmadan devam ediyor beyefendi.


1 Temmuzda iki kişi zor tutarak çığlıklar ve göz yaşları içerisinde paşama sonda taktılar ve sondadan içeriye mesaneye sıvı doldurakak işemesini bekledik.Başda gayet basit gibi görünüyordu sadece sondayı takarken ağrıyacak sonradan ağrımaz diye düşünüyordum ama maalesef öyle değilmiş. Sonda takılması ve işemesini bekleyerek filminin çekilmesi toplam 35-40 dakika falan sürdü. İlk gün gayet rahattı kuzum, ertesi gün boncuk gözlüm iki büklüm ağlayacak işedi, ağrı kesiciler vermemize rağmen iki gün daha bu ağrıyı çekti. Film sonucumuz gayet güzel geri kaçma yok ve Umut Can için bir eziyet olmaya başlayan bütün işlemler bitti. Artık sadece arada idrar kültürü yaptırmak var.
Polis evinin hemen yanındaki müdavimi olduğumuz parktan ağrısından ağlamaktan hiç bir oyuncağa binemeden geri döndük
İşte yaramazlıkta bir çok çocuga örnek olduğumuz park.





İşte yol kenarındaki erikleri çalan Erik hırsızları

26 Nisan 2009 Pazar

Makapaka, Ambulans

Gece gündüz makaka seyrediyoruz. Başka kanal açıyoruz tyt tyt( bu trt çocuk oluyor)yada kuycak(yumurcak) açılacakmış. Makaka hastasıyız televizyonda seyrettiğimiz yetmiyor telefonumuza kaydettik istediğinde seyrettiriyoruz. Birde makaka biga (bilgisayarda açacakmışız)
Ambulans sevdamızda bitmedi tüm hızla katlanarak devam ediyor.
Bir yerlerimizi çarptığımızda veya ufak bir sıyrıkta,yada hasta oldum dediğmizde paşanın cevabı;
Alo Ammunayş noni noni gokkor teşe uf. (açıklaması alo ambulans gelsin doktor teyzeye gideceğiz) Hastanalerin önünden geçerken hatta polikliniklerin yakınından geçsek Ambulans diye kendini parçalıyacak. İçimiz dışımız ambulans oldu. Evimizin cadde üzerinde olmasıda Buna tuz biber ekiyor. Her ambulans sesinde pencereye çıkacağız kaçarı yok ambulans geçene kadar bakıyoruz sonra uf uf diye başını gösteriyor, Ambulansın içindeki hastanın başı ağrıyormuş.
Arada park halinde bulduğumuz ambulansların yanına gidip içine girmeye de başladık. Bakalım sonu nereye varacak

Başlıksız 2


Bu yılın ilk pikniği Otobüse bindik ilkkez


Konuştuğumu dinlemek istemiyormuş.Arda'yla oynadığı ender anlardan



Akıllı keloğlanım benim diyorum bir sevinç görülmeye değer. Havalar ısınmaya başladı saçlarını kestirelimde yaza kadar uzamış olur dedik. Aynada kendine bakıp bakıp ağladı boncuk gözlüm.
Keloğlan kitabımız var sen benim akıllı keloğlanımsın dediğimde suzdu kuzum.
Kuzum suzdu ben yamuk kel kafasına uyurken baktıkça ağladım. Paşam ne eziyetler ne acılar çekti doğduğunda. Anlamayan o kadar çok insan var ki, dışarı çıktığımızda başında şapkası yoksa insanların tuhaf bakışları hemen üzerimizdeydi. Can kuşum farkında galiba şapka takmayı sevmeyen çocuk dışarı şapkasız çıkmaz oldu.
Kafasındaki bu yamukluk için geçen yıl emar çekilmişti beyin gelişimi normaldı. Tek problemimiz şekil bozukluğu, bir dahada bu kadar kısa kestirmeyiz artık.
Piknik alanında gördüğümüz ata hiç korkmadan bindik. Umut Can sevdiği şeylere yanağıyla dokunmaya bayılır.

Başlıksız

Şubat ayında havanın güzel oluşunu fırsat bilip Şerife Teyzemizin Kayınvalidesine Kemalpaşa'ya gitmiştik. İşte o resimler


Banyonun kapısı açık kaldığı an doğru çeşmeye, musluğa ulaşabilmek için tabureye çıkmayıda biliyor.

En ufak güneşi değerlendirmek lazım........

Geldik sonunda

Çok uzun zaman oldu yazmayalı,o kadar çok ara verdik ki ben bile kendimden utanıyorum, Paşamın gelişmelerini yazmayı niye aksatıyorum diye.
Aslında nereden başlayacağımı bile bilmiyorum.
Boncuk gözlüm büyüyor yeni yeni kelimeler hareketler öğreniyor.
En kötüsü eline hiç silah kılıç gibi oyuncaklar vermememize rağmen dışarıda çocuklardan veya televizyonda gördüğü sahnelerden eline bazen çakmağı alıyo, bazen çubuklar silah oluyor. Gördüğüm an hemen onu başka bir oyuna çeviriyoruz silahı unutsun diye. Geçen gün benim silahı almak için ortalığı birbirine kattı hemen yerini değiştirdik bak gitmiş diye unutturduk.Allahtan çabukcak ilgisi başka yöne kayıyorda oradan kurtarıyoruz.
Bu kadar ara vermemiz benim tembilliğim, iki çocukla bilgisayar başına oturamamak ve en önemlisi Umut Paşa fotoğraf makinasını yere vura vura bozması sayılabilir. Hala da tamir ettirmiş değiliz.Bu tembellikli biraz daha sürer tamir ettirmek.
Elimizdeki resimleri tarih sırasına göre ekleyelim böylece aklıma gelir yeni öğrendiklerimiz
Önce teyzemizin telefonundaki ika görüntüleri

Kuşum dondurma yalamayı ögrendi, bir tanede kesmiyor.